20 Ocak 2013 Pazar

diyelim ki bir okuldaymışız. muhtelif konularda ve seviyelerde eğitim veren. bir gün kimya dersinde bir hususta tereddüt etmişim. şahitlerim de varmış. hızlı düşünüp olayı ört bas etmişim. ya da.. konudan çok rahatsız olmuşum ve okul yönetimine gidip beni kimyadan test etmelerini talep etmişim. hemen hazırlanmış. tam benim başarılı olursam bilgili olacağımı düşündüğüm seviyede. beni tatmin edecek levelı. şimdi sonraki seçim. talebimin ardında durup, hedefimi de unutmadan geceleri ders çalışmaya başlamışım. yorucu ve fedakarlık gerektiren bir süreç olmuş. sınava girmişim. geçmişim. kural şu, sınavı bir kes istersen, sen istemiş olsan bile, vazgeçemezsin. sınavı vermek zorundasın. çünkü artık sınavın varlığından haberdarsın ve kendini ölçme şansın olduğunu biliyorsun. bu bilgi hayata geçemezse seni kurt gibi yer. hayatını kaydırır. her neyse.. sınavı bir kez aldın mı başarılı olana kadar tekrarlanacak. aha! konu şu, yıllarca kaçınıp patinaj yaptıktan sonra şunu anlıyor kişi: ver kurtul! off.. okul diyorduk. burası okulsa.. ders çalışmak lazım. irade gösterip öğrenmeye ve sınıf atlamaya çalışmak lazım. başarmaya çalışmak lazım. evet böyle.
aslında bir süredir üzerinde çalıştığım bir teoriydi. gördüğüm herkesin aslında ben olduğunu düşünüyordum. etrafımdaki insanlar ben'in farklı tezahürleriydi. hayatımın bir noktasındaki bir seçimimin farklı bir sonucu. yaptığım ve yapmadığım şeylerin müsebbibi insanlar. eğer ben muhtelif söyleme göre tanrı isem her şey benimdir. ve herkes de. bu durumda iyi ya da kötü insan olamaz. durumlara verdikleri iyi ya da kötü tepkiler olabilir. kimse ne iyi ne de kötü değildir. bir seçim yapmıştır. çeşitli nedenleri vardır. ve onları yorumlama şekli. en acımasız katiller kendileri ile bir şekilde barışıktır. nedenleri vardır. durumlar ve sonuçları. bu durumda bir insana öfke sadece davranışına olmalıdır, kendine değil. varlığına değil yani. bir iyiliğe minnettarlık da davranışa olmalıdır. kişiliğin yüceltilmesi ile sonuçlanacak kişiliğe değil. herkes hem iyi hem kötüdür. bu durumda affedebilirim. bu benim kişisel gelişim hevesimin ilk ödeviydi. affetmeliydim. öfkemin hammalı olmuştum ve yorgunluktan düşmek üzereydim. önce direndim, sonra kabul ettim ve istedim. ama hiç denemedim. nasıl yapılacağını bilemedim çünkü. ama şimdi biliyorum. şimdi affedebilirim. çünkü kimse kötü değildi. davranışlar kötüydü. bu birlik meselesi, tevekkül meselesi, empati işleri falan.. evet yeni icatlar değil, pek orijinal gelmeyebilir kulağa. ama bilmek ve öğrenmek arasında fark oluyor. bir tür aydınlanma. uzun süre önce küçük bir program kurdum, altta çalışan. sürekli bir kapı arayan sonraki koridor için. bir yerde şunu yazmıştım, "gerçekte hayatımın henüz başlamadığına inanıyorum" biraz hüzünlü ama daha çok dikkat çekici. kendimi hapishanesinden tünel kazarak kaçan bir mahkum gibi hissediyorum. kendi sınırlarımın hapishanesinden.