20 Ocak 2013 Pazar
aslında bir süredir üzerinde çalıştığım bir teoriydi. gördüğüm herkesin aslında ben olduğunu düşünüyordum. etrafımdaki insanlar ben'in farklı tezahürleriydi. hayatımın bir noktasındaki bir seçimimin farklı bir sonucu. yaptığım ve yapmadığım şeylerin müsebbibi insanlar. eğer ben muhtelif söyleme göre tanrı isem her şey benimdir. ve herkes de. bu durumda iyi ya da kötü insan olamaz. durumlara verdikleri iyi ya da kötü tepkiler olabilir. kimse ne iyi ne de kötü değildir. bir seçim yapmıştır. çeşitli nedenleri vardır. ve onları yorumlama şekli. en acımasız katiller kendileri ile bir şekilde barışıktır. nedenleri vardır. durumlar ve sonuçları. bu durumda bir insana öfke sadece davranışına olmalıdır, kendine değil. varlığına değil yani. bir iyiliğe minnettarlık da davranışa olmalıdır. kişiliğin yüceltilmesi ile sonuçlanacak kişiliğe değil. herkes hem iyi hem kötüdür.
bu durumda affedebilirim. bu benim kişisel gelişim hevesimin ilk ödeviydi. affetmeliydim. öfkemin hammalı olmuştum ve yorgunluktan düşmek üzereydim. önce direndim, sonra kabul ettim ve istedim. ama hiç denemedim. nasıl yapılacağını bilemedim çünkü. ama şimdi biliyorum. şimdi affedebilirim. çünkü kimse kötü değildi. davranışlar kötüydü.
bu birlik meselesi, tevekkül meselesi, empati işleri falan.. evet yeni icatlar değil, pek orijinal gelmeyebilir kulağa. ama bilmek ve öğrenmek arasında fark oluyor. bir tür aydınlanma.
uzun süre önce küçük bir program kurdum, altta çalışan. sürekli bir kapı arayan sonraki koridor için. bir yerde şunu yazmıştım, "gerçekte hayatımın henüz başlamadığına inanıyorum" biraz hüzünlü ama daha çok dikkat çekici. kendimi hapishanesinden tünel kazarak kaçan bir mahkum gibi hissediyorum. kendi sınırlarımın hapishanesinden.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder